13.4.26

HASAN DALDA NOYAN

 HASAN DALDA NOYAN…

-Bir Kolejli Ağabeyin Ardından-

Hasan Dalda (1960), 1974 yılında polis koleji girişli, Kolej-Enstitü öğrencilik günlerimizde 1980 yılına dek 5 yıl aynı kampüsü paylaştığımız bizden 1 dönem önce bir ağabey. Kaba kuvvetten hoşlanmayan, insancıl, sevecen, güleç yüzlü, esprili, yanlışa yanlış diyebilen dobra bir kişilik.

Onunla ayni kadroda yollarımız kesişmezken, yıllar sonra 2003 yazında Ankara’ya dönüp EGM kadrosunda göreve başladığımda Ankara il emniyet kadrosunda görev yapması nedeniyle zaman zaman toplantı vb etkinlikler çerçevesinde karşılaşmamız/görüşmelerimiz olur.

O, emniyet orjinli bir ailenin 5. bireyi olarak; Dayıları Ahmet Nişancı (12.Dönem/1962), emniyette sivil memur olan Zuhal ablasının eşi Muzaffer Özbayrak (14.Dönem/1964), ağabeyleri İbrahim Yıldız (11. Dönem/1961)  ve Yusuf Vehbi Dalda (18.Dönem/1968) ardından ailenin en küçüğü olarak Hasan Dalda (27.Dönem/1977) polis koleji ailesine dahil olur. Dayı-Abla-Enişte-Abi-Kardeş olarak geniş bir yelpazede emniyet teşkilatına aydınlık yüzler olurlar.

Kolejin aykırı çocuğu olarak hayata sol pencereden bakan, kendini devrimci olarak tanımlayan, sistemle barışık olmayan muhalif yapısıyla, 12 Eylül 1980 darbesinin acımasızlığıyla meslekte git-geller yaşayacak, yargısal kararlarla dönüşler yanında terfilerini de gecikmeli olarak alacaktı.

O, Polis Koleji/Enstitüsü aidiyetine, zeki/çalışkan yapısıyla Hacettepe Üniversitesi aidiyetini de eklerken, bilgi dağarcığı yanında özgüveni de yüksekti. Tv bilgi yarışmalarında finallere kadar yükselen iddialı bir katılımcıydı. Boş zamanlarında Briç oynama tutkusu hep devam edegeldi. Adrenalini dünyanın farklı diyarlarına seyyah olarak taşırken denizaltında da keşfe meraklıydı. Yaşamı boyunca aktivist yapısıyla hep muhalif kalırken emeklilik sonrası yazı/paylaşımlarımın üşenmez takipçisi idi.

Mart ayı başında geçirdiği beyin travması/kanaması ardından kaldırıldığı hastanede yaklaşık 40 günlük yaşam mücadelesinde 11 Nisan günü yenik düşerken; -50 yıl öncesinden gençlik günlerinden tanıdığınız, kolej aidiyetiyle ortak bağlar kurduğunuz bir insanın- aramızdan ayrılması ister istemez bir burukluk /hüzün oluşturacaktı.

O’nun Ankara’daki son yolculuğunda, Karşıyaka mezarlığı bir kolej buluşmasına tanık olurken, aile yakınları yanında kolejden ağabeyleri/arkadaşları/kardeşleri, meslektaşları ve sevenleri onu sonsuzluğa uğurlayacaktı.

Hasan Ağabeyimize; Allah'tan rahmet,

Ailesi/yakınları/sevenleri/dostları/meslektaşları ve de Kolej camiasına başsağlığı/sabırlar diliyorum.

Toprağın bol, ışıklar yoldaşın olsun sevgili Ağabey...

(13 Nisan 2026)

Remzi KOÇÖZ



10.4.26

10 NİSANLAR/50.YIL

'Halkın hizmetindedir bizim bütün benliğimiz şiarıyla;
Hakkın/Haklının/Hakkaniyetin yanında duran,
Hükümetlerin/Siyasetin Kapıkulu olmayan
Cumhuriyet'in koruyucularına...'

10 NİSANLAR…

-1976’dan 2026’ya 50 Yılın Anısına-

10 Nisanların benim gibi polis koleji ailesine dahil olanlar açısından farklı bir önemi vardır.

-1975 yılında kolej ailesine dahil olmakla birlikte-

1976 yılının 10 Nisanın da ilk kez bir törende resmi geçit kortejinde görev alırken, bu görevlendirmeler kolej sonrası enstitüden mezun olduğum 1982 yılına dek süreklilik arzedecekti. Bu benim açımdan büyük bir heyecandı.

(7 yıl boyunca 10 nisanlar gibi 19 mayıs/29 ekim etkinliklerine de dahil olmuştum.)

Mezuniyet sonrası küçük rütbelerde yine tören kolunda yer alırken amir/müdür rütbelerinde ise tören organizasyonlarında düzenleyici/konuşmacı konumunda bulunacaktım. En son 2003 yılı 10 Nisanında Erzurum emniyet md olarak il düzeyinde bir polis haftasının düzenleyicisi olmuştum.

2004 yılı sonrasındaki 15 yıllık görev sürecinde EGM karargah görevinde (APK/Teftiş Kurulu) olmam nedeniyle 10 Nisanlara yazılarım ile katkı sağlarken, emeklilik sonrası (2020) ise artık tribünde seyirci olsak da yüreğimiz farklı atacak, geçmiş günleri yad edecek, 10 nisanlara ilişkin albümlere göz atarak nostalji anlamında video/sunular oluşturacaktım.

2026 yılı 10 Nisanında ise tarihsel bir dönüm noktası olarak

-benim açımdan 50 yıl, Cumhuriyetin ise 100 yılı geride kalırken-

Emniyet Teşkilatı daha da büyüyerek/gelişerek 350 binlere ulaşsa da kendi personel yasasına kavuşamamış verilen sözler havada kalmıştı. Türkiye’nin köklü bir kurumu olmaktan öte siyasetin gölgesinde bir kurum olmaktan kendini kurtaramayacaktı.

Gelinen noktada;

Kolej ailesinin bireyleri olarak, 10 Nisanlar geçmişe özlem dışında artık eskisi gibi bir kuruluş günü/bayram havasında olmayacaktı.

Atatürk/Cumhuriyet ilkelerine bağlılık, hukuk/adalet/hakkaniyet çerçevesinde;

kurumsal hafıza/teamül/vefa/saygınlık/değerler bağlamında,

-Koleji’nin kapatılarak geçmişle gelecek arasında-

aidiyet/kimlik bağının yok edilmesi bir kaygı/burukluk oluşturmakta.

Demokratik/Laik/Sosyal/ Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için çok büyük sorumluluk yüklenmiş ve Ulusumuzun huzuru/refahı/canı/malı gibi kutsal değerler için;

canlarını veren aziz şehitlerimiz ve yaralanan kahraman gazilerimizi saygıyla anıyor, teşkilatın bu günlere ulaşmasında emeği geçenleri minnetle yad ederken, tüm emeklilerimiz ile halen görevi başında gece/gündüz/sıcak/soğuk/mesai demeden özveriyle çalışan tüm meslektaşlara aileleri ile birlikte esenlikler temennisiyle, sağlıklı günler diliyorum.

Saygı, sevgi ve selamlarımla…

(Ankara /10 Nisan 2026)

Remzi KOÇÖZ