26.5.25

MİLLİ MÜCADELE ve TÜRK POLİS TEŞKİLATI

 Türk Polisi, yetkisini yasalardan, gücünü milletinden, görev ve sorumluluk duygusunu vicdanının sesinden alarak, tüm benliğiyle halkın hizmetindedir. Kişilerin/egemenlerin/siyasilerin/partilerin/iktidarların/zümrelerin/cemaatlerin/ tarikatların/çıkar çevrelerinin ne özel kolluk gücü nede arka bahçesidir. Milletin/Halkın/Toplumun tüm katmanlarına karşı ‘Hak/Hukuk/Adalet/Eşitlik/Saygı/Sevgi’ anlayışı içerisinde, Türkiye’nin kuruluş felsefesini oluşturan ‘Atatürk İlkeleri ve Devrimleri’ ortak paydasıdır. Ve Cumhuriyetin bekçisidir. Ve de Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önderimizin dediği gibi: “Herkesin vicdanı kendi polisidir. Polis ancak vicdanı olmayanların karşısındadır.”

MİLLİ MÜCADELE / CUMHURİYET ve TÜRK POLİS TEŞKİLATI

İç güvenliğe ilişkin günümüzden 180 yıl önce, 10 Nisan 1845 tarihinde, Osmanlı/Tanzimat Döneminde, Tophane-i Âmire Müşirliği’ne bağlı bir birim olarak kurulan ve Kaptan-ı Deryalık ardından Zaptiye Müşiriyetine bağlanan Polis Teşkilatının temeli 1907 yılında “Polis Nizamnamesi” ile atılmıştır. Zaptiye Nezareti lağvedilip yerine 1909’da Emniyet-i Umûm Müdürlüğü, 1911’de İstanbul Polis Müdüriyet-i Umûmîyesi 1913’de Dâhiliye Nezareti’ne bağlanmıştır.

Milli Mücadele döneminde (1918-1922) binlerce şehit (polis sayısı 6500’lerden 4250’lere düşerken) verilen cephede olduğu kadar cephe gerisinde de (Teşkilatı Mahsusa’ya yardım, asker kaçaklarını tespit, Anadolu’ya silah/adam kaçırma gibi) çok büyük katkıları olacaktı. Milli mücadele sonunda yüzlerce polis kırmızı şeritli İstiklal madalyası ile ödüllendirilecekti. Tabi ki Milli Mücadele karşıtları işbirlikçiler de olacaktı. 150’likler arasında 13 polis yer alırken, Kürt Teali ve Yeşilordu cemiyetlerinde çalışanlarda olacaktı.

TBMM’nin 23 Nisan 1920 tarihinde açılışının 3 ay sonrasında 24 Haziran günü İstanbul’dan bağımsız Ankara’da TBMM hükümetine bağlı bir milli polis teşkilatı (Emniyet-i Umumiye Müdürlüğü) oluşturulurken, İngiliz casusu Hintli Mustafa Sagir’in Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’ya suikast girişiminin (1921) açığa çıkarılması ilk/önemli bir başarıydı. Milli mücadele sonrası İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü (1922) ile İstanbul Polis Müdürlüğü (1923) lağvedilerek 2 başlılığa son verilir. Osmanlı saltanatı vede İstanbul Hükümetinin sonlanması ile kurulan yeni Türk devletinin Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olan Ankara’daki teşkilat günümüz Emniyet Genel Müdürlüğü karşılığı olacak, İstanbul’daki teşkilat ise il emniyet müdürlüğüne dönüşecek, dolayısıyla yeniden teşkilatlanma oluşacaktır.

Cumhuriyetin ilk yılları, savaştan yeni çıkılmış, sıkıntılı/zorlu/yokluk/yoksulluk yılları, öncelik yaraların sarılması olacaktır. Bunların dışında bu süreçte hükümetler, ülkenin/rejimin geleceğini tehdit eden iç ayaklanmalar nedeniyle polis teşkilatı ile ilgili değişiklik/reform düşüncelerini ötelemek zorunda kalırken, Osmanlı döneminde çıkarılan 1907 ve 1913 tarihli Nizamnameler uzun süre yürürlükte kalacaktır.

Yeniden yapılanma/kalkınma açısından kurumlar kendi yağları ile kavrulurken Emniyet Teşkilatı da araç/gereç/personel/mevzuat açısından 1930’lu yıllar içerisinde aşama kaydedecekti.  

Cumhuriyet Döneminde; gelişme/yenileşme hareketleri açısından 1930 yılında İnterpole üye olunurken, çıkarılan “İçişleri Bakanlığı Merkez Teşkilatı Kanunu” Emniyet Genel Müdürlüğüne yer veren ilk mevzuat olur. Ardarda yeni mevzuatlar yürürlüğe girecektir.

Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluş/görev/yetkilerini düzenleyen yasal değişiklikler:

1-      1932 yılında 2049 S. Polis Teşkilatı Kanunu

2-      1934 yılında 2559 S. Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu

3-      1937 yılında 3201 S. Emniyet Teşkilatı Kanunu

1931 yılında Alman ve Avusturyalı uzmanların gelişi dışında Berlin Polis Enstitüsüne öğrenci gönderilir. 1935 yılında Emniyet Genel Müd. Şükrü Sökmensüer ile Lab. Şefi  Dr. Mecit Gürerdem yurttdışı inceleme gezilerinde İsviçre polis teşkilatını ayrıntılı inceleyip, 3201 S. Emniyet Teşkilatı Kanunu çerçevesinde Polis Enstitüsünün kuruluşunu gerçekleştirirler.

Polis Enstitüsü 6 Kasım 1937 tarihinde Ankara/Anıttepe’deki yeni binasında öğrenime başlar. Atatürk’ün direktifiyle kurulan Polis Koleji ise 15 Haziran 1938 tarihinde Polis Enstitüsü binasında eğitime başlayacaktır.

(1975 yılında dahil olduğum Polis Koleji 28. Dönem mezunu olarak 1978 yılında Polis Enstitüsüne devam ederek -Ankara/Anıttepe’de Atatürk döneminde yapılan/açılan o tarihi bina ve yerleşkesinde 7 yıl kadar öğrenim görmemizin ardından- 1982 yılında mezun olarak polis amiri/müdürü olarak “Yurt sevgisi ona hizmetle ölçülür” şiarıyla yurdun dört bir tarafında görev yapacaktım.)

Polis Teşkilatının kuruluş günü olarak 10 Nisan 1845 tarihi bugüne değin kutlanagelmiş. Burada tarihsel bir gerçekliği ortaya koymakta yarar var. Aslında, Türk Polis Teşkilatı Milli Mücadele döneminde 24 Haziran 1920 tarihinde Ankara’da TBMM Hükümetine bağlı bir birim olarak kurulmuştur. Milli Mücadele döneminde, -işgale karşı vatanın bağımsızlığı için kuvayı milliye ruhuyla- cephede binlerce şehit verilirken cephe gerisinde de çok büyük katkıları olacak ve yüzlerce polis kırmızı şeritli İstiklal madalyası ile ödüllendirilecekti. Onun için 24 Haziran 1920 tarihi -geleneği gözetme ve tarihe vefa göstermekle birlikte- unutulmaması, hele hele gözardı edilmemesi gereken, Türk Polis Teşkilatının kilometre taşlarından en önemlisidir. Türk Polis Teşkilatı, Kurtuluşun ardından Kuruluşla birlikte Cumhuriyetin güzide bir kurumu olarak önemli işlevler görecektir. Böylelikle modern devlet anlamında kurumsal yapılanma yani kurumsallaşma doğal olarak Cumhuriyet ile birlikte oluşacaktır.

Türk Polis Teşkilatına olduğu kadar devlet/kamu bürokrasisine, bilim/sanat/spor/iş dünyasına sayısız değerler yetiştiren Polis Koleji Ailesine dahil olduğum 50 yıllık bir takvimi -1975/2025- geride bırakırken, Bizler/Kolejliler açısından 10 Nisanlar geçmişe özlem dışında artık eskisi gibi bir kuruluş günü/bayram havasında değil, Atatürk/Cumhuriyet ilkelerine bağlılık, hukuk/adalet/hakkaniyet çerçevesinde; kurumsal hafıza/teamül/vefa/saygınlık/değerler bağlamında bir burukluk içerisinde!

Saygı, sevgi ve selamlarımla…

(Ankara /10 Nisan 2025)

Remzi KOÇÖZ


9.5.25

İÇİMİZDEN BİRİ: TAMER KIRKLAR

“Voleybolun unutulmazları arasında yer alırken, voleybolu seçip voleybolcu olduğum kadar polis kolejine girip polislik mesleğini seçtiğim için de mutlu olduğumu söyleyebilirim, yani ikili bir mutluluk yaşadım.” (Tamer Kırklar)      

-Kolejin Spor Gururu / Kolejlilerin İlkler Onuru-

Milli Mücadelenin 100. Yılı etkinlikleri kapsamında TEMÜDDER ve Kolej Platformunca düzenlenen Kurtuluş yolu (Ankara/Eskişehir/Kütahya/Afyon) gezileri ile 29 Ekim ve 10 Kasım 2019 Anıtkabir ziyaretleri ve akşamındaki birliktelikler anlamlıdır. Kolej vede emniyet teşkilatının yetiştirdiği çok sayıda değer biraradadır. Bu değerler arasında birlikteliğe renk katan birini yakından tanıma fırsatı bulurken,  sonraki süreçte yaşam öyküsü ilgi odağı oluşturacaktı. Kendine özgü bir çizgi, bir mücadele, mütevazi bir başarı öyküsü, Kolejlilerin ilkler gururu/onuru: Tamer Kırklar… 

Anadolu’nun doğusundan Tunceli’nin kırsalından Hozat ilçesinde tarımla/ hayvancılıkla iştigal eden bir ailenin 1945 doğumlu çocuğu olarak 1960 yılında Polis Koleji ailesine (559. Kolej öğrencisi olarak) dahil olmuş.

Kolej spor imkanları geniş olan bir yuva, çok farklı dallarda kendinizi deneme şansına sahip bir yer.  Önce boksa heves sarıp (Clay lakabıyla anılırken) 3 ay sonra atletizm derken voleybolda kendini bulacak ve bu branşla bütünleşecektir. O fiziki yapısının güçlülüğü, boyunun uzunluğu nedeniyle ilk sene sınıf takımından okul takımına, 2. sene ise Emniyet takımına hatta Ankara genç karmasına seçilecekti. Artık voleybol onun dünyası, voleybolla yatar/kalkar olmuştu.

Emniyetspor takımında voleybol II. Liginde mücadele edecek ancak şampiyonluk göremeyecekti. O dönem başka bir takıma transfer imkanı yoktu. Petrolofisi genel müdürünün “bu çocuk II. Ligde heba olacak, onun I. Ligde oynaması lazım” diyerek, EGM‘den talep etmesi üzerine prosedürde bir değişiklik yapılıp EGM oluru ile I. Ligde oynayan Petrolofisi takımına transfer olurken Emniyet takımından diğer takımlara geçiş anlamında bir ilk gerçekleşecektir. 1966 yılında Polis Enstitüsünden mezuniyetinde I.Ligde oynayan bir sporcu olmanın avantajıyla laboratuvar kadrosunda kura dışı kalacak, ardından okulda spor asistanı olacaktı. Enstitüde spor asistanı olarak kalması voleybol sporuna devamını ve sporcu kariyerinin devamına/yükselmesine katkı sağlayacaktı.

Kolej günlerinde boru trampet takımında yer alırken, İbrahim Metiner’in Kolej müdürlüğünde, bir dönem Kolejde sınıf komiserliği sonrasında sınıflar amiri olarak görev yapacak okulun bando takımını da yönlendirecektir.

Petrolofisi’nden yedek subaylık döneminde Muhafızgücü’ne transferiyle milli oyuncular arasında kendini bulacak, bir süre yedekte kalsa da Ankara ve Türkiye şampiyonlukları yaşayacaktır.

Askerlik bitiminde ise Muhafızgücü’nden DSİ takımına transfer olacaktı. DSİ’de 3 sene kadar smaçör olarak oynarken, bir dönem Merkez Trafik dairesinde başkomiser rütbesiyle görev yapacaktı.

Ankara yılları DSİ ile sonlanırken, İzmir’e yol görünür. Göztepe kulübüne transfer olacaktır. 1.Lig sürecinde milli takıma seçilerek milli formayı giyen ilk emniyet mensubu olacak, 9 kez milli takımda oynama gururunu yaşayacaktı.

Müdürlüğe terfisi ile şube sorumluluğunda antremanlar/müsabakalar zorlaşacak, küçük rütbelerdeki gibi idare edilmesi zorlaşacak, müdürlerinin ya spor ya görev seçeneği karşısında spora veda edip, göreve devam etmesi baskın gelecekti.

1974 yılında çok genç sayılacak bir yaşta 29’unda liglere veda ederken jübilesi ise görkemli olacaktı. Jübilesinde, Uğur Dündar sunuculuk yaparken, Müjdat Gezen’in hakem olduğu ringde milli boksörlerimiz Celal Sandal-Seyfi Tatar karşılaşırken, karşılıklı mücadeleyi bırakıp hakemi ring dışında kovaladığı bir gösteriye dönüştürecek, Altay-Göztepe takımları minyatür futbol maçı ardından, kendisinin yer aldığı Göztepe voleybol takımı ile millilerden oluşan karma bir takımla müsabaka sonrası jübile seremonisi Türkiye’nin spor/sanat/televizyon ekran yüzleriyle görkemli bir gösteriye dönüşecekti. 

5 gün antreman 2 gün maç şeklinde gençlik yıllarını içine alan yoğun bir tempo içeren oyunculuk süreci sonlanırken, voleybol tutkusu tabi ki devam edecekti. Uluslararası Antrenörlük sertifikası almasının ardından, bir dönem sporcu olarak bulunduğu kulüplerden Göztepe ve Emniyetspor takımlarını antrenör olarak çalıştıracaktır.

Hem spor dünyasında hem emniyet camiasında bir idol/örnek olurken, nüktedanlığı ve şakacılığı ile de gönüllerde yer tutar.

1 oğlu ve 1 kızından 2 torunu olurken, torununu çocuğunu da görecek, kızı Ebru bir dönem babasının izinde voleybol oynayacaktı.

1963 yılında Kolejden mezuniyet sonrası başlayan memuriyet hayatı, 1966 yılında Polis Enstitüsü’nden mezuniyet sonrası polis amiri olarak değişik rütbe ve unvanlarla Ankara, İzmir, Ağrı, İzmir, Adana gibi ülkenin değişik illerinde görev yapmış, en son görev yaptığı Adana kadrosundan 1982 yılında -idari/siyasi baskılar sonucu daha 37’sinde- çok sevdiği mesleğinden ayrılmak zorunda kalacaktır.

Adana Bölge Gazetesinde bir yazar (Nevzat Uçak) “Eski Dostlar” yazısında; “Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Tamer Kırklar’ın fotoğrafını gördüm. Adana’da Emniyet Müdür yardımcılığı yapmıştı. Çok mert, delikanlı bir kişiydi. Taviz vermeyen, görevini layıkıyla yapan, haksızlığa tahammülü olmayan biri” diyerek bir anısını paylaşacaktı: “80 ihtilali olmuş… Selahattin Çolak, düşünün,  bir kentin Belediye Başkanı hücreye atılmış, hem de ihtilal döneminde ve bir Emniyet Müdürü odasını açıyor, hücredeki kişiye “Buyrun burada dinlenin” diyor ve görevlilere talimat veriyor, “Selahattin beyin bir isteği olursa hemen yerine getirin” diyor..”

O, 15 yaşında girdiği kolejle birlikte 6 yıl öğrencilik ardından bir fiil 16 yıl amir olarak üniformasını taşıdığı mesleğinden çok genç sayılacak bir yaşta istem dışı emekli olduktan sonra İzmir ilinde yaşamını sürdürerek, öncelik olarak farklı iş kollarında çalışacak, ardından 1985 yılında kendi işinde Kırklar/İmtaş sigorta acenteliğinde (Bölge 10.’su olarak) başarılı olacaktı.

Emniyet Teşkilatından ayrıldıktan sonra durağan bir yaşamı seçmeyip, İzmir ilinde kendine sosyal alan ve statü yaratarak, bundan sonraki yaşamını anlamlandıracaktır.  Hem spor camiası hemde emniyet teşkilatının etkinliklerinde en önde olacaktı.

TEMÜDDER İzmir Şubesinin 1 nolu asil üyesi olarak, şehirdışı/uzaklar da olsa tüm etkinliklere yüksünmeden katılım sağlarken, Genel Başkan İsmail Çalışkan “Toplantıların olmazsa olmazı Tamer Kırklar Müdürümüz de aramızda katılmış ve bizleri onurlandırmıştır. Ayrıca konuşmasında yaptığı esprilerle toplantımıza renk katarak bizleri neşelendirirmiştir” şeklinde seslendirecektir.

O sportmen biri olarak; 14 yıl kadar Polis Koleji/Enstitüsü ve Emniyet takımları ile I. Ligde 4 ayrı kulüpte voleybol oynaması yanında milli takım formasını da giyerek, Türk voleybol tarihine ismini yazdırırken, ‘Voleybolun Unutulmazları’ arasında da yer alacaktır.

O, voleybolun unutulmazları arasında yer alırken, voleybolu seçip voleybolcu olduğu kadar Polis Kolejine girip polislik mesleğini seçtiği için de mutlu olduğunu, yani ikili bir mutluluk yaşadığını yineleyecektir.

Hem emniyet teşkilatının/kolejlilerin, hemde voleybolcuların “Tamer Abisi” olarak gönüllerde yer tutacaktır.

Emniyet teşkilatı bugüne kadar seçkin insanlar yaratmış, sayısız değerler yetiştirmiştir.  Tamer Kırklar da bu değerler arasında müstesna, sportmen, centilmen ve de nüktedan kişiliği ile gururlandığımız örnek bir meslek büyüğümüz olarak saygın bir yeri olacaktır.

Aslolan insanları yaşarken değer kılmaktır. Bir meslek büyüğümüzü/müdürümüzü/ağabeyimizi içimizden birini -spor/sosyal yaşamı çerçevesinde- paylaşmak, 80’lik bir çınarı yadetmek istedim.

Sevgi/saygı/selamlarımla…

(9 Mayıs 2025)

Remzi KOÇÖZ